30 Ağustos 2010 Pazartesi

Mezun Olmuş Öğrenci Sendromu

Ben birşey merak etmek istiyorum! Zaman zaman da ediyorum. Nasıl 'insan' olduğumuzu, beynimizi naasıl kullanabildiğimizi, hareketlerimizi nasıl kontrol edebildiğimizi... vs.
Nasıl oluyor da kime ne dememiz gerektiğini biliyoruz? Mesela; merak ediyorum, normal bir ailenin gayet normal bir kızı, çözülen sütyen kopçasını götürüp babasının eline tutuşturarak "babacığım, takar mısoooaaann?" dese, babanın tepkisi ne olur? O kızcağız bunu yapmaz. Ama yapmaması gerektiğini nereden öğrenmiştir? Nasıl oluyor da bunu bilebiliyor?
Böyle saçma şeyleri çok düşünsem mi kafayı yerim, yoksa çok kafayı yersem mi böyle saçma şeyler düşünürüm? İkinci ihtimal daha kuvvetliyse bu, çok kafayı yediğim anlamına gelir. 'Çok kafayı yemek' nasıl bir fiildir, bilinmez. Ama doğru olabilir.

Uzun zamandır kafamın içinde garip garip, işe yaramayan düşünceler var. Buna 'mezun olmuş öğrenci sendromu' da denebilir. Zira, mezun olmuş öğrenci sendromunda bu gibi belirtiler baş gösterir. Peki ama nedir bu mezun olmuş öğrenci sendromu?

Yeni mezun olmuş ya da mezun olmasına ramak kalmış öğrencinin içinde bulunduğu duygu karmaşasıdır. Hâlâ sendromda adı geçen kişiye 'öğrenci' denmesinin sebebi, kişinin hâlâ öğrenci gibi hissetmesi ya da öyle olmak istemesidir. Bkz.  okuyom ben yeaa! (sendromla alakası olmasa da)
Bu kişi bir yandan "oh be, kurtuldum" derken, bir yandan da "indirimli öğrenci akbilimsiz ne yaparım" demeye başlar. Bu dertlere düşen kişinin artık bir yol seçmesi gerekmektedir. Ya tekrar sınavlarla boğuşacak, ömrünün bir kısmını daha öğrenci olarak geçirecek, ya da kendine iş aramaya koyulacaktır.

Birinci yolu seçen öğrencinin(daha doğrusu kısmen mezunun) aile görüşü, kendisinin isteklerinden daha kutsaldır. Çünkü öğrenciyi bir süre daha cebinden besleyecek olan ailedir. Bu nedenledir ki, öğrenci bu yolda yalnız sayılmaz. Genelde bu tip kişinin aile görüşü; "bu yaşına kadar sana biz baktık, biraz da sen bize bakıver"dir. Ve eğer bu yol seçildiyse, yorucu bir sınav maratonu daha kişiyi bekler. Hoş, kazanıp kazanmayacağını bilemeyiz. Bkz. gıcık eş-dost: "tekrar kazanacağın ne malum?"

İkinci yolu seçen kişinin içini ise bu sefer iş olgusu kemirmeye başlamıştır. Nerede, ne üzerine çalışacağına henüz karar verememiştir. Ya da kararını vermiştir, iş bulamamaktadır. İşte bu, tam anlamıyla bir 'sorun' dur. Bir yerlerden torpil bulamamış olan bu kişi bir süre daha kafayı yemeye mahkumdur. Saçma sapan şeyler yapar, hobiler edinmeye çalışır, evde eşyalarla konuşur falan. Örnekler çoğaltılabilir tabii. Bundan sonraki tüm örnek ve gelişmeler hayal ötesidir. Bkz. Posthayalizm

Hiç bu sıkıntılara girmeyen, daha gamsız arkadaşlar da yok değildir. Onları da kendi hallerine bırakıyor, bu sendroma yakalanan herkese hayırlı şifalar diliyorum, CUT.

4 yorum :

  1. Sırf şu iğrenç durumlarda bulunmayayım diye uzattım okulumu ama kaçış yok. Bunların hepsini yaşıcam.

    YanıtlaSil
  2. olsun aslında ne kadar uzarsa o kadar iyi bence

    YanıtlaSil
  3. okuyunca aha ben !! valla ben burasıda doğru aaa !! şurası da doğru dediğim bir yazı olmuş :)) demek ki zamanla herkesin bir şey bulabileceği bir yazı niteliği taşıyor. o yüzden çok beğendim hatta bir daha okudum durdum bir daha okudum :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :) Zor ve önemli bir dönem, herkesin geçtiği. Umarım herkes doğru bir yol seçer de pişmanlık duymaz.

      Sil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu