7 Ekim 2010 Perşembe

Bir Lens Hikayesi!...

http://fc01.deviantart.net/fs16/i/2007/183/2/9/reading_glasses_by_rocketina.jpg


Hedeflerim var ama elim kolum bağlı. Bir an önce gerçekleştirmek istediğim hiç bir şeyi gerçekleştiremiyorum, ama bunun tek nedeni ben değilim ki. İşsizlik demek istemezdim ama öyle. Ben de işsizlikten yakınan bir Türk genciyim artık. Ama bizleri bu hale maalesef ki kapitalist düzen getirdi. Neyse neyse. Amacım siyaset yapmak değil. Ama bir zaman sonra koyuyor evde boş boş oturmak. Para yok, iş yok, aşk yok, yok oğlu yok. Ben delirmeyeyim de kimler delirsin. Haksız mıyım? Oysa bir an önce benim bir işe girip para biriktirmeye başlamam lazım. Çünkü şu sıralar en çok ihtiyacım olan şey 'gözlerimin eskisi kadar iyi görebilmesi'. Tamam, belki gözlüğüm var -devamlı kullanmasam da- ama çok fena canımı sıkıyor bu durum. Gözlerimin bir gözlüğe muhtaç olması canımı acıtıyor. Sabah yatağımın içinde dönerken, pencereye konan kuşun nasıl birşey olduğunu görememek işte bu. İlla kalkıp o gözlüğü alıp gözüme takmam gerekli. Bir de ben çok duygusal, ağlak birşeyim. Gözlük olunca haliyle, ağlarken özgürlüğüm elimden alınmış gibi hissediyorum. Mesela televizyon izliyorum, çok acıklı bir film sahnesi, ağlıyorum, ağlarken gözlüğümü çıkartıyorum, bu sefer ekranı net göremiyorum. Hay arkadaş yaa! Gördün mü işte? Bir de gözlük kullanmada çok eski olmadığımı düşünürsek durum daha fena. Ortaokul biterken kullanmaya başladım. Haliyle alışmakta güçlük çektim, aslında hala alışamadım. Çok küçük bir yaşta gözlerim bozulsaydı ve başlamış olsaydım böyle olmazdı, biliyorum. Gözlük denen o eşyayı çok rahat bir şekilde ve sabırla kullanan herkesi çok takdir ediyorum. Yani sözün özü, benim bir an önce çalışarak, lotoyla, borçla harçla bir şekilde bir miktar paraya sahip olarak gözlerimi eski sağlığına kavuşturmam gerek. Ameliyat için gerekli miktarı bir bulsam iki gün durmam, hastaneye koşarım valla. Çünkü malumunuz, ilerledikçe ilerledi gözler. Artık eskisinden daha kötü görüyorum. Çok üzülüyorum çok. He belki lens diyeceksiniz. Ama bahsettiğim sorunlar lens için de geçerli. Her an gözümde olması gerekli, falan filan. Hem denemedim mi sanıyorsunuz sanki? Denedim. Garip şeyler yaşadım bir de akabinde. Çok fenaydı. Gülüyorum o halime. Kısaca bir özet geçmek gerekirse, şöyle bir şeyler oldu:

Lise 3'teyim. Haliyle okulun son yılı olduğu için de stajdayım. Staj yaptığım yere çalışanların rutin göz muayenelerini yapmak için bir miktar doktor geldi. Yanlarında bir sürü eşyaları ve aletleriyle, kontrolleri yapmaları için bir odaya yerleştirildiler. Muayeneler başladı. Ben de gözlük kullandığım için bir muayene olayım diye düşündüm. Muayene sırası bana geldiğinde genç ve yakışıklı(ehe ehe!) doktorun yanına giderek muayenemi oldum. Bir de -sanırım tanıtım amaçlı- yanlarında kutularca lens ve solüsyon getirmişler, isteyenlere veriyorlar ya da takmalarında yardımcı oluyorlar. Neyse işte doktor bana da sordu isteyip istemediğimi. Ben de bir gün deneyeceğimi, ama şu an istemediğimi, zaten nasıl takıldığını bilmediğimi söyledim. Doktor biraz ısrar etti, yardımcı olacağını söyledi derken kabul etmiş bulundum. İşte ne olduysa o andan sonra oldu.

Doktor gözümü açmamı söyledi, bir eliyle lensi tutarken diğeriyle gözümü gerdi. Lensi gözüme yerleştirmek için gösterdiği çabayı görseniz gözleriniz yaşarırdı. Ama olmuyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın, benim gözümde bir tuhaflık vardı. Sadece gözümde mi? Bende de bir tuhaflık vardı. Geri geri kaçıyordum adeta, gözümü de kısıyordum. Çünkü tik gibi bir şey bu. Bir yandan doktor hırs yaptı adeta. Canımı acıtmaya başladı, az kalsın gözüm çıkacak yani, o derece. Bir yandan da geri geri kaçmayayım diye kıstırdı köşeye beni. En sonunda konuştuk ve bu sessizliği bozmaya karar verdik. Sanırım ilk karar veren kişi bendim. Doktorun azmi karşısında pes ediyordum:
-Olmuyor galiba, neyse boşverin, istemiyordum zaten.
-Aaa! Olur mu öyle şey? Ben kimlerin lensini taktım!
-(!?) ... Ben biliyordum zaten ya of, boşverin olmayacak galiba.

Uzun uğraşlar sonucu göze lens yerleştirme operasyonu yarı başarıyla tamamlanıyordu.
Doktor: İşte oldu, demedim mi ben! (doktorun haklı sevinci)
Ben: Nihayet... Ehe, teşekkürler, çok uğraştınız, kem küm...

Akşama doğru doktorlar pılılarını, pırtılarını toparlayarak çıkıyorlardı. Gözüme lensi sokuşturmak için bayağı efor sarf eden doktor yanıma yanaştı:
- Yatmadan önce lensi çıkartırken yukarı bakacaksın, parmağınla aşağı doğru tutup çekeceksin, bak işte böyle, çok basit. Tamam mı?
-Tamam, anladım. Teşekkürler.
Anladığımı sanmıştım. Meğer anlamamışım. Yani anlamıştım, ama kısmen unutacağımı nereden bilebilirdim ki?
Akşam eve geldim, biraz zaman geçtikten sonra artık lensleri çıkarıp solüsyonun içinde onları salınmaya bırakmaya karar verdim. Önce ellerimi yıkadım, sonra başladım denemeye. Herşey tamamdı, doktorun dediğinin aynını yapıyordum sanki ama bir şey eksikti. Yukarı doğru bakmayı unutmuştum! İleri bakıyordum ben. Parmağım gözümde, lensi çekiştirmeye çalışıyorum bir yandan, o gelmiyor, gözümü acıttığımı fark ediyorum bir ara, yavaş yavaş bir gerginlik sarıyor beni, panikliyorum. En sonunda ağlamaya başlıyorum, ağlarken bağırmaya başlıyorum, anneme dönüyorum ve:
-Anneeeeaaaaaeeeeeaaa! Çıkmıyo buuuu, napcaz şimdiiiiiii??? Ya kalırsa bu şey gözümde, napıcaz o zamannn? Anneeee, çıkmıyoooo...
- Çıkar çıkar hadi bişey olmaz, beceriksiz misin nesin?
-Ya anneeee, hani ben ağladım ya şimdi, yapışır mı bu gözümeeeee?
Bunu söylerken bir yandan göz yaşlarıma hakim olmaya çalışıyorum deli gibi. Elimi yelpaze görevine sokarak gözüme sallıyorum göz yaşlarım kurusun diye falan. O bir kaç dakikalık an ölüm gibi gelmişti. En sonunda eczacı olan komşumuza giderek çıkarmasını rica etmiştim. Bir de orada rezil oldum. Gülmemek için kendilerini zor tuttuklarını fark ettim ama bozuntuya vermedim.
Ogün hayatımın en değişik günüydü. Lensle böyle maceralar yaşayacağımı biri söylese inanmazdım. Garipti o gün, çok garip. İşte o gün bu gündür bir daha lensin adını ağzıma almıyorum. He o günden sonra kendi çapında takmayı denedim ama beceremedim zaten. O defter kapandı.

Bu arada konudan konuya atlayış yaptığımı farkediyorum. Ve sanırım bu yazı, benim şahsi bloglarımın yayın hayatının ilk bu kadar uzun yazısı olarak tarihe geçiyor. Ne diyordum ben? Heh, gözlük. Evet, gözlük ve lens, ikisinden de kurtulmak istiyorum. Bunun için de artık iş istiyorum. İşsizliğe son istiyorum. Konu saptığı için başlığı en çok ağırlık verdiğim olaydan seçip çıkarmak istedim ve öyle de yaptım. Okuduğunuz için teşekkür ederim, gittim ben.

5 yorum :

  1. Benim gözlerimde uzun zamandır bozuk, gözlük hayatta takmam, lens kullanan arkadaşlarımın başlarına gelenlerden sonra ondanda tırsıyorum, yazını okurken bile gözlerimi kısmak zorunda kaldım.

    Akıcı yazı olmuş,uzun diye okumamak istedim ama başladıktan sonra tek nefeste okudum.

    YanıtlaSil
  2. Aynı dertten muzdaripiz yani, inşallah kurtulursun tamamen, umarım ben de kurtulurum ne diyeyim :)

    YanıtlaSil
  3. Lensten çok çektim ben.İlk başta nasıl takmam berektiğini öğrenene kadar 2-3 çift lens çöpe gitti.Takıp çıkaramama,takarken zorlanma falan derken 6 ayı devirdim.Sonra parasızlıktan gözlüğe dönüş...İşe girip parayı bulunca nasıl olsa artık öğrendim oğlum,takarım ben diyip bir senelik lensi aldım ama artık nasıl bir rahatlıkla taktıysam gözlerim mikrop kaptığı için gözümden sürekli kayan,çıkarmak için acılar çektiğim,krizlere girdiğim günler oldu.Gözlüğümü yenileyerek kurtuldum ama elimde 2 çift lens kaldı açmadım bile daha,bir de bir kutu solüsyon.Talibi çıkarsa bende elden çıkarmak istiyorum(:
    Ameliyat olayına pek sıcak bakmıyorum ama sanırım en mantıklısı da o.Vuuu baya uzun olmuş,çok yazmışım ben.

    YanıtlaSil
  4. ameliyata ben de aslında sıcak bakmak istemiyorum ama mecburen sıcak bakıyorum yoksa bulanık bakmaya devam ederim :/

    YanıtlaSil
  5. Benim takan arkadaşlarım çok memnun yaa :S Öyle 1 2 tane de değil, baya takan arkadaşım var.
    Hikayeni çok güzel yazmışsın, akıcı olmuş en azından. Beğendim :)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu