5 Aralık 2010 Pazar

Herkes gibiydi, koşuyordu...

Koşuyordu içimdeki çocuk. Çok uzak diyarlara varacağını düşünüyordu. Kar yüzüne vuruyordu, o koşuyordu. Gözünden süzülen yaşlara aldırmadan...
Durmak nedir, bilmiyordu. Denizleri bile koşarak geçmek istiyordu adeta. O koşuyordu, o koştukça uçuyordu kuşlar daha yükseklere, piyanonun tuşlarından çıkan notalar da uçuyordu sanki gökyüzüne. Her şey birbirine karışmış, uğulduyor gibi geliyordu çocuğa. Ama o koşuyordu durmadan, durmak bilmeden, ağlayarak. Yaşları da koşuyordu yanaklarından aşağı. O bir şey diyemiyordu onlara, kimseye. Sadece koşuyordu gözleri ileri dalarak.
Görmüyordu, bakmıyordu, koşuyordu uçarcasına. Ne yöne gittiğini bilmeden, nereye varacağını tam kestiremeden, nerede duracağını düşünemeden. Koşmak istiyordu sadece, koşmak koşmak koşmak...
Dur desem de durmuyordu, durmak istemiyordu. Çıkmak istiyordu sanki içimden. Benden bıkmış gibiydi. Belki de benden uzaklaşmak için koşuyordu. Kaçamazdı, bilmiyordu. Üzüyordu, ağlatıyordu beni de. Sevmiyordu, o da sevmiyordu. Herkes gibi, sevmiyordu, herkese hak veriyordu, istemiyordu. Koşuyordu, durmuyordu, ağlıyordu, bağırıyordu...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu