24 Nisan 2011 Pazar

Ya mecburen, ya isteyerek

Herkes yaşar. Bazıları mecburiyetten yaşar, bazıları isteyerek galiba. İsteyerek yaşayanlarla tanışmadım daha. Herkes yaşar. Yaşarken de ya çalışır, ya yatar, ya kalkar, ya koşar. Tercih yapar. Yaptığı tercihler de bazen isteyerek, bazen mecburiyetten, bazen de... Bazen de öylesine gelişir işte. " 'Mecburiyet' diye bir şey yok, insanlar yaparlar her istediğini, yeter ki istesin" derler, dersiniz, ben inanmıyorum buna her zaman, her şartta. Yapamazsın bazen. Paran yoksa çalışmak zorundasın mesela. "Paraya bu kadar bağlı olmayın kardeşim" derler, istersen olma. Eğer bunu söyleyen başını sokacak evi bulamasaydı, o zaman görürdüm ben onu. Çünkü mecburdur başını bir çatıya sokmaya. Kimi zaman çalışır, para kazanır yaşarsın, kimi zaman ailenle. Ailen o kadar anlayışlıysa tabii. Malum, her aile şöyle der neredeyse; "Oğlum - kızım, kazık kadar adamsın, okulun da bitti bak. Git çalış bi iş bul, sonra da evlendirelim seni ha?!" Böyle döner bu işler. Böyle derler. Senden önce başkaları sokar seni kalıba. Sen istediğin kadar diren. Bir kalıbı tercih etmek zorundasın. Herhangi birini. İşte mecburiyet böyle garip bir şey. Öyle bir şey. Ha, her zaman da her şeye mecbur değilsin. Bazı şeyler elindedir. Hep elindedir bazı şeyler, ama bazılarının farkına bile varamazsın. Mutlu olmak mesela. Elindedir. Zoraki de yaşasan mutlu olmak istersin aslında. Katı da olsan mutlu olmak istersin, farklı görünmek istesen de. Herkesin içinde mutluluk isteği vardır ama kimileri hiç mutlu olamayacağını düşünür hayatta. Bunun için çaba sarfetmeye bile gerek duymaz. Ya da mutluluğun önünü açmaya.
Yaşarız işte, ya gelişigüzel, ya planlı - programlı... Bazen mecburen, bazen isteyerek. Bazen de mutluluğu beklerken ara öğünleri alırız. Ya mecburen bekleriz, ya isteyerek...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu