9 Ağustos 2011 Salı

Bu Böyle

deviantart'tan


Ben küçükken, hani derler ya ota boka korkardım. Hatta hâlâ öyleyim biraz. Ama şimdilerde basit şeylerden korkmak yerine insanlardan korkmayı tercih ediyorum daha çok. Yine de itiraf etmem gerekirse; hayli ödleğim.

Mesela lunaparkları sevmememin nedeni de bu korku. O gondol denilen, herkesin bayıldığı, hatta en basit adrenalin bile sayılmayacak bir adrenalin aygıtını bir ben sevemedim. (bu günlerde kurduğum cümlelerde sadece ne demek istediğimi biliyorum, ne dediğimi değil. Yani kısaca 'ne dedim ya ben?') İki kere içinde bulundum, ama ikincisi bile ilkinden daha beterdi. Hayır bırak zevk almayı, neredeyse ölsem, şurada can versem diye geçiriyorum içimden. Ve bunu yaparken transa geçiyorum. O an ne bağırabiliyorum, ne çırpınabiliyorum. Yüzüm her zamanki halinden daha beyaz bir hal alıyor, kaskatı kesiliyorum, bir heykelciği andırıyorum adeta. Yanımdakiler bayıldım mı, inme mi indi yaksa öldüm mü diye eğlencelerini bırakıp benimle ilgileniyorlar. Hatta ilk bindiğim sefer kuzenim ayağa bile kalkmış deli gibi eğlenirken ben yerimde pustum kaldım, kuzenimi yanımda bulamadığım için diğer yanımdaki hiç tanımadığım çocuğun dizlerine kapanmış buldum kendimi. Kuzenimin "bayıldı galiba yeaaa" diye bağırışları kulaklarımda yankılandıktan sonra bir nebze kendime gelebildim. İkinci binişimde de "artık binersin, abartma, artık ilk sefer değil" diye istemeye istemeye oturdum. Ve ben yine o kadar kötü oldum ki, gondol yarıda zorla durdurulup ben indirilmiştim. Arkadaşlarım devam etmişti tekrar.
"Bir gondola bile binemiyorum, nasıl insanım?" dediğimde babam yine o felsefi sözlerinden birini söyleyerek moral verir bana: "Akıllı insanlar korkar öyle şeylerden". Ah baba, keşke öyle olsaydı ya, neyse.

Ama en büyük korkum örümcek denen o hayvanlar. Yılandan bile daha az korkardım herhalde. Korku demeyelim, fobi diyelim. "Araknafobi".   Bağlantıda da bahsedildiği gibi fotoğrafına bile bakamıyorum. Tik gibi tepkiler vermeye başlıyorum. Bir de kaşınmaya başlıyorum. Evde bir örümcekle karşı karşıya kalsam derhal uzuyorum. Sanki üzerime atlayacakmış gibi geliyor. Aslında bu fobinin bende oluşmuş olmasının nedenini tahmin ettim. Bilim adamları bile çözemedi, peh. Ben çözdüm işte ya. Eh benim için böyle şeyler hiç sorun değil, öhöm. Yahu tamam itiraf edeyim, biraz sallama bir tahmin olabilir ama gerçeklik payı da çok yüksek bir tespit. Şöyle ki; küçükken ufacık bir grip bile olsam ateşler içinde yatardım. Hatta ateşlenmişten gördüğüm kâbuslar çok saçma ama bir o kadar da ruhumu parçalayıcı olurdu. Garip garip şeyler. Mesela kum yığılı kocaman bir yerdeyim, sanki cehennemdeyim ve birileri bana zorla o kum tanelerini saydırıyor. Tek tek. O sıra içim sıkılmaya başlıyor, ruhum eziliyor falan. Böyle garip kâbuslar. İşte yine öyle ateşlenmiş, akşam yatakta uyumaya çalıştığım bir anımı hatırlıyorum. Daha doğrusu terleyip uyandığım bir an, avizeden sarkan bir örümcek olduğunu iddia ederek annemi çağırıyorum. Annem geldiğinde elini kolunu salladı, avizeyi elledi falan ama ne avizede bir örümcek ağı, ne de avizeden sarkan bir örümcek göremedi. Görmediğini iddia etti. Ve sanırım o gün bu gündür bende böyle bir örümcek fobisi oluştu. Gördüğüm örümcekse tamamen kâbus, bir göz yanılması olmalıydı bilemiyorum. Ha fobi böyle oluşmuş olabilir tabii, peki ya ben neden örümcek gördüm de başka bir şey değil? Bunun cevabını bulamadım. Belki de gerçekten görmüştüm. Ya da avizede başka bir şey gördüğümü sanabilirdim ama avizeden aşağı sarkabilecek tek şey örümcek olabilirdi. Belki de bu yüzden örümcek gördüğümü iddia etmişimdir. Her neyse. Bir insan örümcek fobisi hakkında bu kadar konuşabilir mi yahu? En çok korktuğum örümcek şu minik, siyah ve zıplayan cinsi. Daha ne olsun, zıplıyor hayvan.

En korktuğum hastalık tahmin edebileceğiniz bir şey. "Kanser". hangimiz korkmuyor ondan? Hangimiz nefret etmiyor ya da? Hastalık dediğin sevilmez zaten ama, en nefret edilen o değil mi? Çevremden gitmedi şu illet. Bitmedi, gitti şu illet.

Şu sıralar bazen ölmekten, bazen gülmekten, bazen koşmaktan, bazen düşmekten, bazen yorulmaktan korkuyorum. Bazen de sevmekten. Hatta en çok sevmekten. Sevilmeyi beklemekten çok yoruldum artık. O yüzden sevmekten korkuyorum işte. Seversem sevilmek isterim diye. Hoş, bunlardan korkmak için çok geç kaldım. Ve çok yoruldum. Bir de artık hiçbir şeyden korkmak istemiyorum. Çünkü yıllardır korkmaktan bile yoruldum.

En son 'Bir lens hikayesi'ni uzun yazmıştım. Blogun en uzun yazısıydı. Şimdi bu blogun en uzun yazısı olarak şu okuduğunuz yazı kayıtlara geçti. Aslında uzun bir yazı değil ama en son yazdığım "aklıma geldi de"lerden sonra gözüme uzun geldi.

2 yorum :

  1. ben eskiden gondol'u çok severdim. 3 kere üst üste bindiğim oldu ama sonra ne olduysa korkmaya başladım ve artık ço korkuyorum :)

    kanderden kim korkmaz kii..

    YanıtlaSil
  2. severken korkmak ilginçmiş neden öyle oldu acaba :/ ben sevmedim sevemem de, zaten daha da binmem tövbeee :)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu