23 Aralık 2011 Cuma

Ben mi dağınığım, eşyanın doğası mı bu?

Bazı şeyleri hakikaten nereye koyarsam koyayım, hep bir fazlalık hep bir fazlalık. Sürekli elimde, sürekli ihtiyacım olan şeylerin ise yakınlarda bi yerlerde durması taraftarıyım. Ne kadar özenip toplasam da ya eşyalar fazla geliyor (dolaplara, eve, odaya...) ya da süs eşyaları olmadığı için yani kullandığım için durması gereken yerden illaki alınıyor ve farklı bir yerde göze batıyor. Yani diyeceksiniz madem öyle, al kullan yerine koy değil mi? Ama bazı eşyalar hiç öye olmuyor. Mesela; kitaplığımdaki kalemliği aşağıda bir rafa koyduğumda tamam, ortadan kalkıyordu, bir nebze aşağıdaki uygun rafta hoş oluyordu ama ne zaman ki o rafa bir şeyler iliştirdim, o kalemlik orada fazlalık oldu. Ve kalemliğe işim düştüğünde oradan almak zor oldu, geçici olarak kalemliği oradan alıp üst bi rafa koydum. Ne yapmış oldum? Hem her şeyi dağıtmamaya çalışmış hem ona daha rahat bir yer bulmuş oldum. Daha doğrusu bunu düşündüm. Ama hiç öyle olmadı. Üst raf hem dağınık durdu hem kitapları kapattı (aşağıdaki rafta bir kutunun önünde duruyordu kitap falan kapatmıyordu). Uygunsuz oldu yani. Tamam belki ona ulaşmam kolay oldu ama onun haricinde hep zarar. İşte bu uzun örnekle şunu demek istedim; bazen elimize geçmesi gereken şeyi elimize yakın bir yerde bıraktığımızda dağıtmış oluyruz ortalığı. Belki ince bir ayar var orada belki bir şekilde çözülecek ama genel olarak baktığımızda böyle şeylerle karşılaşıyoruz. Yani ben eminim ki bu tarz şeylerle bir ben karşılaşmıyorum herhalde.

Aslında esas anlatmam gereken şey bu değil (biliyorum şu giriş yazılarını bir türlü tutturamıyorum, ya giriş yapamıyorum ya çok uzatıyorum bir acayip). Düzenleyemediğim için ölüyorum kuduruyorum burada maillerimi e-postalarımı hangisini derseniz. Madem Türkçe yazıyoruz bari e-posta diyeyim şimdi. Türkçe'yi çok güzel ve kusursuz kullanan biri değilim farkındayım bunun. Normalde de zaten 'mail' demeyi tercih ediyorum. Yine de neyi nasıl tercih edersem edeyim, çok da fazla bozduğumu düşünmüyorum dilimi yanien azından diğer bozanlara göre. Her neyse, yine konu değiştirdim. Demem o ki, e-postalarımı bir türlü olması gerektiği gibi düzenleyemiyorum arkadaş ne hikmetse! Gmail hesabı kullanıyorum. İlk açtğımda güzel güzel klasörler oluşturdum, farklı kategorilere ayırdım. Gelen e-postaları ona göre düzenleyecektim sözde. Ama ipin ucunu bir kaçırdım ki bi daha yakalayamaz oldum. Sonra düzenlerim, bi dahakine taşırım derken e-postalar yığıldı yığıldı, içinden çıkılamaz bir hale geldi. Şimdi bazen neyi nereye koymam gerektiğine bile karar veremiyorum. Zaten düzenlemem gereken o kadar e-posta var ki hepsi birbirine karışmış vaziyette. Önemsiz postalar, üyelik aktivasyon postaları, üye giriş bilgileri, alışveriş sitesi reklamları, bildirimler, faturalar derken sinirim bozuldu. Tutup hepsini sileyim diyorum, aman belki lazım bir şey vardır bilmem ne diye silemiyorum. Halbuki hiçbiri önemli bir şey değil. Kişisel olarak bana gelen e-posta hiç yok denecek kadar az zaten. İşte o düzensizlik beni çileden çıkarıyor. Sanırım annemin ahı tutmuş olmalı. Ben evi dağıttıkça bana ah etmiş olacak, benim de posta kutum karışıyor işte. Sırf bir günümü harcamam lazım o kutuyu düzenlemeye. Bu gün niyet etmiştim buna ama yok, işime gelmiyor napalım. "Belki yarın, belki yarından da yakın." Hoşça kalın.

4 yorum :

  1. Yine de bir yerlerdan temizliğe başlamak gerek.

    YanıtlaSil
  2. Evet Profösör ertelememek gerek :)

    YanıtlaSil
  3. Yarama bastın yahu :D Bir türlü beceremedim şu düzenli olup bunu sürdürme işini

    YanıtlaSil
  4. Astrea
    Aynen. Ve bence düzen kelimesi gençliğe aykırı yani bana öyle gelir hep niyeyse :P

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu