2 Şubat 2013 Cumartesi

Ne yaman çelişkiler ve garip ilişkiler...

Hem yakın hem uzak davranan insanlar tanıyorum hep. Böyle olunca içimdeki güven ölüyor. Önce umutlanıyoum sonra herşey suya düşmüş oluyor zaten. Bu zamana kadar hemen ilk anda anlamazdım bu davranışı. Ben anladığımda hep çok geç olmuş olurdu. Uzaklaşan zaten gidiyor olurdu. Ama şimdilerde daha ne tam yakınlaşma ne de uzaklaşma sayılmadığı halde gözlemlerime göre yine böyle davranışlara maruz kalıyorum. Ve bu sefer erkenden fark etmeye başladım. Bunun iyi bir şey olmasının yanında çok fazla kafamı kurcaladığı da bir gerçek.
Acaba ben de mi karşımdakine öyle davranıyorum? Asıl soru bu. Belki ben farkında olmadan böyle mi davranıyorum? Onu şu an bilmiyorum, tespit de edemiyorum. Öngörmek istediğim bir şey var ama; acaba bana yakın mı uzak mı? Aslında bunu şöyle sormam gerek: hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu?

Başından beri yakınlık-uzaklıkla ifade etmemin nedeni sadece aşk ilişkilerinde yaşadığım anlamında olmadığını belirtmek içindi. Hoşlanma-hoşlanmama olarak ifade etseydim sadece karşı cinsle olan duygusal yakınlık anlaşılacaktı. Ben bunu arkadaşlarımda da gördüm. Bir de bazen diyorum ki acaba fazla mı duygusal yaklaşıyorum insanlara? Akışına mı bırakmalıyım? Yanımda olan mı olmalı, olmayan kendiliğinden mi gitmeli? Evet, belki bazen. Ama çoğu zaman değil. Çünkü ilişkiler emek ister. Aşk ilişkisi de olsa, dostluk ilişkisi de olsa, kardeşlik ilişkisi de olsa bütün ilişkiler emek ister. Hiçbir şey kendiliğinden oluşmaz. Ben kazandıklarımı emek vererek kazandım. Ama hep ben hep ben olamazdı. İlla ki kaybettiklerim de olacaktı. Ben böyle düşünmeye başladığımdan beri kalbimi kirletmiş sayıyorum zaten. Eski temiz, saf kalbi çürütmeye başladığıma inanıyorum. Herkesleştiğimi anlıyorum.

Ama benim bugün bu konuya gelmemin sebebi hoşlanıp hoşlanmadığı noktasında aklımın karışmasıydı. Bunu anlayabilmek için kendi kafamda testler yapmaya başladım. Olumlu da çok sonuç almama rağmen olumsuzlar sinirimi bozsa da o olumsuzları görmezden geliyorum. Tıpkı geçmişte yaptığım gibi. Sanırım ben akıllanmayacağım. Yaşadığım şeyi bildiğim, hatırladığım halde görmezden geliyorum. Bu affedilebilir bir şey değil. Kendimi affedemeyeceğim. Yargılasalar beni hakları var. Ama sanırım görmezden gelmeye ihtiyacım var. Benim hissetmeye ihtiyacım var. Hissetsem de saklayacağım. Ta ki olumlular artıp bana bir adım olarak gelene kadar. Geçmişte bana adım olarak gelmeyen şeyleri beklerken dalgınlıkla benim adım attığım oldu. Sonuçlarını görünce o adımlar -çok minik de olsalar- artık adım değil pişmanlıklarımdı. İşte böyle şeylerle karşılaşan insanlar belki de o ilk minik adımı artık hep karşıdan beklerler. Bu yüzden suçlanmamalılar.

4 yorum :

  1. İnsan hoşlanmanın muhasebesini yapmaz. Eğer hoşlandıysa yaptığının farkında değildir.

    Yakın uzak davranma konusu da hep muallaktır. Sen yazarsın onlar yazmaz. Bir gün onlarında sana yazmasını istersin ama olmaz.

    Bilmem ya da ben fazla saçmayım.

    YanıtlaSil
  2. Hayır tabii ki saçma değilsin. Ama muhasebe konusunda katılmıyorum sana çünkü aşk hemen gelen bir şey olmadığı için -yani bana göre ilk görüşte aşk diye bir şey yok- aşk demek yerine aşık olmaya en yakın zaman olan hoşlanmaktan bahsettim. Bana göre hoşlandığında bunun muhasebesini yapabilirsin. Aşık olmaya başladığını hissedersinya da bir şekilde bilirsin işte. Ama senin söylediğine yakın olarak şöyle bir şey var; önce hoşlanıp hissedip sonra aşka dönüşmeyeceğini görüp çekip gidebilir. İşte ben bu noktada aslında arada aşkın olup olamaycağını sorgulamak isterim ve içten içe beklediğim de bu. Sanırım kafam biraz daha karıştı :) yorum için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Hoşlanıp hoşlanmamak, iletişim kurmak ve kuramamaya bağlı. Tam bir iletişim, hoşlanmanın baylangıcı demektir. Hoşlanma yoksa tam bir iletişim de yoktur. Her ilişki emek ister diyorsun ya, ilişkinin başlangıcı iyiniyet taşımalı. Anlamaya ve anlaşılmaya gayret gösstermeli. Bir kqtakım değerleri çiğnemedensve çiğnetmeden, tanışıklık ve arkkadaşlık kurmalı. Zaten o zaman ilişkiler, kendi akışında daha seviyeli bir hal alacaktır..Ayrıca herşeyde bir hayır vardır. O hayır çerçevesinde biz kadere inanmaz mıyız. Önemli olan gerçekten asıl beklediğimiz özel kişi "O" mudur.? Bilemeyiz. Eğer herşey yolunda ve doğal akışında gidiyorsa, kendini kullanılmamış hissediyorsan, seni yüceltebiliyorsa, o zaman yanan mum alevinin ışığı kararmasın diye bir cam fanus düşünürsünüz. Beklediğiniz "O" değilse, bençce hiç üzülmeyin. Kesinlikle en sonunda doğru kişi gelecektir. Telaşlanmaya da gerek yoktur.

    YanıtlaSil
  4. Kim bilir belki de duygularını iyi yansıtamadığın düşünülüyordur. Tabi tanımadığım için durum hakkında bişey söyleyemeyeceğim.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu