12 Ekim 2013 Cumartesi

Hişt hişt!

"Uyan gönlüm hadi perdeni aç, çilen doldu kafesinden kaç. 
  Uyan gel uykundan, dünya aşk görsün!"

Seviyorum bu şarkıyı. Belki sonbahar şarkısı değil, tam bir ilkbahar şarkısı ama ilkbaharı sembolik olarak yaşayabiliriz, değil mi? İlkbaharı yaşamak ve yaşatmak psikolojiyi de düzeltir neticede. Gerçi her mevsim güzellikleri ile yaşanmalı, orası ayrı.
Öyle güzel ki şarkı, uyanmayan ruhunu, gönlünü çağırıyor işte. Hem diyor ya; "su uyandı, sen uyanmadın aşk olsun!"

"Işığın var mı? Yak biraz, aydınlansın gecemiz."

İnsanın her zaman güzel şeyler yazdıran uyanık bir gönlü olmalı. Gönlüm uzun süre uyuduğunda kalpsiz olduğum hissine kapılıyorum. Panzehiri de hissetmek.

Hissetmiyorum, öyleyse uyandıralım: hişt hişt!

Hişt hişt!
Sait Faik'in öyküsünden esinlenilen şarkı güzel, öyküden bir bölümle de sonsöz yapalım:
"...
Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları.
Hişt hişt!
Hişt hişt!
Hişt hişt!"

2 yorum :

  1. uyandım "hişt hişt"i açtım sonra da yazına denk geldim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçime önceden doğmuş demek ki açacağın :) Yoksa dün akşam izlediğin blogların yer aldığı akışta gözüne çarptı da bilinçaltına mı yerleşti bilmeden? Olamaz mı, olabilir :))

      Sil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu