25 Şubat 2013 Pazartesi

Bu kadar mı yollar uzun?

O kadar yollar uzun ki demekki. Beklenenler gelmiyor. Aslında neyi, kimi beklediğini de bilmiyorsun ki zaten. Olsun. O gemi gelecek!

Gelen gemi umduğunu bulacak mı, bulup da alacak mı güvertesine bilinmez.

Sen kuşları boşver esas.

22 Şubat 2013 Cuma

Post sildim.

Geçtiğimiz günlerde bir post sildim. Evet korkaklığımdan. Evet aslında saçma şeyler yazdığımdan. O post silindi. Bir daha da orada anlattığım şeyi asla ama asla anlatmayacağım burada. Çünkü bazen bir şeye nokta koymak gerekir. Beni yaralayan o şeye noktayı koydum. Aslında hiç olmamış bir şey olmasına rağmen varlığını hissettiğim saçma bir şeydi ve silindi gitti. Yalnız, posta bir yorum bırakılmıştı Can tarafından. "aslında hepsi masumca. bunu unutmamalı." demişti kendisi. Cevap veremeden postu sildiğim için özür dilerim. Haklıydı. Ben unuttum. Masumca, ufacık, bir şeyler hissettirmemesi gereken şeyleri çok fazla ciddiye aldım. Ciddiye almamın nedeni kişiyle alakalıydı. Artık farkına vardım. Bana gözyaşı döktüren şeyleri bir bir siliyorum hafızamdan. Ve mutluluk aslında anlık bir şey olduğu için onu aramaktan yorulup bırakıyorum. Çünkü ben anlık bir şey olduğunu düşünmüyor, ömür boyu sürecek olan versiyonunu arıyordum hep. Burada gördüğünüz belki de çoğu post da bu arayışın eseriydi zaten.
Bir devri daha sonlandırdık böylece.
Bu arada; post silmeyi hiç sevmem. Bunun için ayrıca kızdım kendime. Umarım bir daha silmem gereken şeyleri yazmam. 

2 Şubat 2013 Cumartesi

Ne yaman çelişkiler ve garip ilişkiler...

Hem yakın hem uzak davranan insanlar tanıyorum hep. Böyle olunca içimdeki güven ölüyor. Önce umutlanıyoum sonra herşey suya düşmüş oluyor zaten. Bu zamana kadar hemen ilk anda anlamazdım bu davranışı. Ben anladığımda hep çok geç olmuş olurdu. Uzaklaşan zaten gidiyor olurdu. Ama şimdilerde daha ne tam yakınlaşma ne de uzaklaşma sayılmadığı halde gözlemlerime göre yine böyle davranışlara maruz kalıyorum. Ve bu sefer erkenden fark etmeye başladım. Bunun iyi bir şey olmasının yanında çok fazla kafamı kurcaladığı da bir gerçek.
Acaba ben de mi karşımdakine öyle davranıyorum? Asıl soru bu. Belki ben farkında olmadan böyle mi davranıyorum? Onu şu an bilmiyorum, tespit de edemiyorum. Öngörmek istediğim bir şey var ama; acaba bana yakın mı uzak mı? Aslında bunu şöyle sormam gerek: hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu?

Başından beri yakınlık-uzaklıkla ifade etmemin nedeni sadece aşk ilişkilerinde yaşadığım anlamında olmadığını belirtmek içindi. Hoşlanma-hoşlanmama olarak ifade etseydim sadece karşı cinsle olan duygusal yakınlık anlaşılacaktı. Ben bunu arkadaşlarımda da gördüm. Bir de bazen diyorum ki acaba fazla mı duygusal yaklaşıyorum insanlara? Akışına mı bırakmalıyım? Yanımda olan mı olmalı, olmayan kendiliğinden mi gitmeli? Evet, belki bazen. Ama çoğu zaman değil. Çünkü ilişkiler emek ister. Aşk ilişkisi de olsa, dostluk ilişkisi de olsa, kardeşlik ilişkisi de olsa bütün ilişkiler emek ister. Hiçbir şey kendiliğinden oluşmaz. Ben kazandıklarımı emek vererek kazandım. Ama hep ben hep ben olamazdı. İlla ki kaybettiklerim de olacaktı. Ben böyle düşünmeye başladığımdan beri kalbimi kirletmiş sayıyorum zaten. Eski temiz, saf kalbi çürütmeye başladığıma inanıyorum. Herkesleştiğimi anlıyorum.

Ama benim bugün bu konuya gelmemin sebebi hoşlanıp hoşlanmadığı noktasında aklımın karışmasıydı. Bunu anlayabilmek için kendi kafamda testler yapmaya başladım. Olumlu da çok sonuç almama rağmen olumsuzlar sinirimi bozsa da o olumsuzları görmezden geliyorum. Tıpkı geçmişte yaptığım gibi. Sanırım ben akıllanmayacağım. Yaşadığım şeyi bildiğim, hatırladığım halde görmezden geliyorum. Bu affedilebilir bir şey değil. Kendimi affedemeyeceğim. Yargılasalar beni hakları var. Ama sanırım görmezden gelmeye ihtiyacım var. Benim hissetmeye ihtiyacım var. Hissetsem de saklayacağım. Ta ki olumlular artıp bana bir adım olarak gelene kadar. Geçmişte bana adım olarak gelmeyen şeyleri beklerken dalgınlıkla benim adım attığım oldu. Sonuçlarını görünce o adımlar -çok minik de olsalar- artık adım değil pişmanlıklarımdı. İşte böyle şeylerle karşılaşan insanlar belki de o ilk minik adımı artık hep karşıdan beklerler. Bu yüzden suçlanmamalılar.
Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu