5 Şubat 2015 Perşembe

+13 Karga İle Tilki


Karga ile tilki masalını bilirsin. Hani karga peyniri çok severmiş ya! İşte aslında biraz daha derinlemesine bilseydin masalı, anlardın belki. Anlatayım o zaman devamını:
O kadar severmiş ki peyniri karga; bırak ağzından düşürmeyi, dilinden bile düşürmezmiş adını. Hatta belki de yemek değilmiş niyeti; koklamak ve yanında yatmak istemiş ona hayran hayran bakarak. "Yeme de yanında yat" diye bir deyiş çıkarmış onu görenler. Günümüze, söylene söylene manası değişerek gelmiş bu deyiş. Şimdilerde lezzet için kullanılıyor. Ne bilsinler karganın kalbini?
Karganın peyniri bir evden çaldığı bile söylentiler arasında. Yok öyle bir şey. Karga peynirle tesadüf eseri tanışmış düşünebiliyor musun? Karga o güne kadar peyniri uzaktan tanıyormuş, ama o gün... İşte o gün karşısında peyniri görünce o kadar şaşırmış ve büyülenmiş ki "ben senin methini çok duydum, karşılaşamayız sanıyordum çok şaşkınım" diyememiş. Peynirin o saf, masum duruşu kulaklarına gaipten şu sözleri fısıldamış sanki: "Gel beni al, seninle her yere gelebilirim. Bence seni seveceğim, sen de beni seveceksin. Bak karpuz bile aşık çimene..."
Oysa peynir habersiz, gerçekten saf ve masum...
Almış karga peyniri, "kusura bakma seni ağzımda taşıyabilirim yoksa düşersin" diyerek. Uçmuş, uçmuş, uçmuş... Bir nevi mutluluktan uçmuş. Yorulunca bir ağacın dalına konmuş.
Tilki peyniri görünce bir hışım koşmuş ağacın altına. O da peyniri istiyormuş. Hiç sevmezlermiş zaten tilki ile karga birbirlerini. Sevmediği hayvan olan kargadan peyniri söküp almanın nasıl büyük bir zevk olacağını hayal etmeye başlamış tilki. Tilki kısa boyu yüzünden erişemiyomuş bir türlü o dala, ama aklına bir cin fikir gelmiş. Masalın bu kısmını biliyorsunuz ya işte, karga bu kadar hayranken peynire, düşünememiş işte onu kaybedeceğini. Sözde peynir ona "gel al beni, seveceğim" demişti ya, bizim saf karga inanmış işte buna. Öylesine kendini kaptırıp bir hayali gerçek sandığını bilmiyormuş ki... Zavallı karga tilkinin tuzağına düşüp peynire serenad yaparım düşüncesiyle açmış ağzını. Açmaz olaymış. Ne peynir onun şarkısını duyabilmiş ne de onu sevebilmiş. Aptal karga çok geç kaldığını anlamışsa da artık yapacak bir şey yokmuş tabii. "Ah" demiş, "ben neden peyniri adam akıllı karşıma alıp anlatmadım derdimi? Tilkiyi istediğini söylerse bırakırdım onu tilkiye, vazgeçerdim, ah" demiş. Cesaretsizliğine sövmüş, kendine kızmış ve hala peynirin kendine cevap verebilecek bir canlı olduğunu düşünüyormuş. Ama işte yapmamış ki zamanında! Yuvasına kapanıp günlerce ağlamış, dertlenmiş. Yapacak başka bir şeyi yokmuş maalesef artık. Geç kalmış.
Karga çok aptalmış, tilki çok kurnaz ve işgüzar. Peynir mi? Saf o. Yakınına gelen kargayı fark edemeyen bir saf. Artık onu yutacak olan tilkinin ellerine düşmüş işte.
Bu masaldan karganın çıkardığı bir ders olmuş elbet; bundan sonra peynirleri sadece yemek için gidip çalacakmış. Ha bir de; kendi hatalarına katlanacak, korkaklığına ve aptallığına günah keçisi aramayacakmış. Bana böyle söyledi. Bir de dedi ki; çocuklara masalı bu şekilde anlatamayacakları için değiştirmişler. Böylece karganın peynire aşkını kimse duymamış, bilmemiş.
Tilki ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine... Şimdi mutlu musun ha tilki?

2 yorum :

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu