12 Haziran 2015 Cuma

Tuhaf şey

Köreliyorsun. Hayat öyle bir şey yapıyor ki sana -yok yok aslında hiçbir şey yapmıyor- bir anda kendin bile tanıyamıyorsun kendini. İlginç, yaratıcı, etkileyici fikirlerin varken bile birden bire bomboş bir insana dönüşebiliyorsun. Takıldığın insanların, bulunduğun yerlerin, dinlediğin müziklerin, izlediğin filmlerin, elindeki uğraşıların -ya da tam tersi cümleyi kurabilirsin ki takılmadığın, bulunmadığın, dinlemediğin, izlemediğin, uğraşmadığın-  bunlara çok etkisi var. Ama tamamıyla şununla alakalı diyemiyorsun. Bazen bir yaş bile belirleyici olabiliyor. Şu şu yaşına kadar özünü koruyup bu yaşında bozguna uğrayabiliyorsun mesela. Genelde bunun en somut örneğini çocukluk yıllarına baktığımızda görürüz; çok yetenekli (herhangi bir yeteneği olabilir) bir çocuğu sürekli engellemek, yeteneğini önemsememek ve yok saymak onu öyle bir köreltir ki bunun tüm yaşamını etkileyeceğini kimse kestiremez. E burada yine her zamanki gibi eğitim sistemi zafiyeti ortaya çıkıveriyor ama şu an ona değinmeyeceğim.
Yazmak isteyip yazamadığım zamanlar hep bunlar gelir aklıma mesela. Acaba beni ne köreltiyor, ne engelliyor diye düşünüyorum. Oysa yazmak, rahatlamak istiyorum burada ve bunu seviyorum. Aynı şey iş yaşamında da insanın başına gelebiliyor. Çok çeşitli konularda olabiliyor işte. Nedenini araştırmak gerek belki kendi içimizde. Çünkü dediğim gibi, nedenler o kadar fazla ve karmaşık ki hangisi olduğunu ilk bakışta kestirebileceğimizi düşünmüyorum. Birçok nedeni de olabilir, hayır sadece biri de olabilir, belki de tümüdür. Bilemiyoruz işte. Bilmem psikologlar ruhsal bozuklukların derinini araştırırken bunu da çözebilirler mi? Bunun üzerine de bir çalışmaları var mı? Bu konu hakkında bilgisi olan birileri varsa seve seve aydınlanmak isterim belirteyim.

Hep 'ilham' denen şeyin kabahati bunlar.

4 yorum :

  1. İnsan öyle bir varlık ki, aıçk kalp ameliyatı geçirdiğimde, ameliyatı yapacak operatör doktorun ameliyat çok zor geçecek dediğinde olabilir demiştim. Ameliyata girmeden psikolog doktorun, yüzde doksanbir masada kalma ihtimaln var dediğinde de, şükür dedim. Çünkü geriye yüzde dokuz yaşam şansım vardı. Dokuz rakamının da da bende özel bir yeri vardı. Tepkilerini tam ölçemedim desem diye cümlelerini sarfedince; hayatımın geri kalan kısmına baktığımda, kimsenin kalbini kırmamaya gayret ettim dedim. Dört damarım değişti, şükür şimdi sağlıklıyım.

    Ameliyatım sekiz saat sürdü, sekiz kişilik ameliyat ekibinin önünde nsuni solunum cihazına bağlı olarak. Sonra da iki gün yoğun bakımda kaldım. Uyandığımda yüzümdeki tebessümü görenler de bana tebessümle karşılık veriyorlardı. Ameliyat sonrası hayata bakışımda değişiklikler oldu. Hayatımdan bütün olumsuzlukları ve gereksiz yükleri attım diyebilirim. Senin yazma isteğin olup da yazamaman, belki de sükunet arayışındır. Belki de hayatını bir düzene sokma isteğindendir. Belki de yürekli insanların hayatında yer verme isteğindendir.

    Bence yazmaya devam etmelisin. Olaylardan kendine dersler çıkartıyorsun. Daha önceki yazılarında olduğu gibi belki de eğitim, grafik ve çocuk ekseninde küçük bir ofisin olabileceğini düşünüyorum. Ka anın bir tarafında bu var zaten. Projeler olabilir. Bunlarla daha da mutlu olursun diye düşünüyorum. Bir de sürprizler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel şeylerden bahsetmişsiniz ve haklısınız da. Teşekkür ederim bu güzel, umut dolu yorumunuz için.

      Sil
  2. Azimle ve düzenli çalışmak. İlhamdan ziyade bu ikilinin sürekliliği sağladığını söyleyebilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çaktırma ben suçu ilhama atmaya çalışıyorum şurada :)
      Aslında tembelim galiba bu aralar, doğru diyorsun.

      Sil

Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu