12 Mayıs 2015 Salı

Aklıma geldi de 32

Şimdi hâlâ umuttan bahsetmek biraz ayıp mı olur?



Teoman'ın da bir benzerini dediği gibi: "Çok mu ayıp hâlâ mutluluk istemek? Neyse zaten hiç halim yok!..."

27 Nisan 2015 Pazartesi

Hava boşluğuma hoşgeldiniz


Bir Nisan'ın daha sonuna yaklaştık. Bahardan da bir şey anlamadım, yaşadıklarımdan da. Hız sevmiyorum ve her şey bana o kadar hızlı geliyor ki anlatamam. Yıllar çok çabuk geçiyor mesela. Hiçbir şey yapmadan bitiveriyor. Ben hız sevmiyorum dedikçe daha da hızlanıyor. Bu yüzden birçok insanın hızlı ilişkilerine de anlam veremiyorum. Çok çabuk sevip sevilip vazgeçen, düşman olmaya meyilli ilişkiler. Ailesiyle böyle mi yaşıyor insan da neden diğer şeylerde hep böyle? Neyse ben istesem de istemesem de hayat çok hızlı.

Yılın başında işimden ayrıldım. Yeni ve emek isteyen yolumu çizmek için gerekli bir şeydi bu. Şu an farklı projelere yoğunlaşmam gerekse de ben hâlâ bir çeşit bunalımın içinden çıkmaya çalışıyorum. Gerçi çıktım gibi bir şey. Ama tüm hayatımı etkileyen bir bozukluktu bu halledemediğim. Hayatımın en önemli dönemini çarçur ettim kısacası. Hâlâ geç kalmış sayılmam ama çok büyük bir kayıp bu. Bunun mimarının bizzat kendim olması, kabul etmek istemeyeceğim bir şey olsa da mecburum. Her ne kadar hatayı karşı tarafa yüklemeye çalışsak da karşı tarafı alıp karşımıza koymuşsak kendi ellerimizle yapmışızdır bunu, izahı yok işte.

Hayatımdan çıkardığım rutinlerin -yani işimin- travmasını daha atlatamamışken yeni bir rutinin oluşması ve onu da kaybediyor oluşum çok zordu. Hem bu yeni rutinin tek yaralayıcı tarafı onu kaybediyor oluşum değildi. Farklı farklı yaralanmalara da sebebiyet vermişti. Aynı zamanda eski yaraları da kanatmıştı. Tüm bunların kapanmasını beklediğim bir süreçteyim. Ve bu süreçte, hayatımdan çıkan iş rutinimi şaşırtıcı bir şekilde özledim. Sabahın en güzel saatlerinde yürüyerek temiz hava almak, akşamın en güzel saatlerinde geri dönmek, arada kalan vakitlerde derdini tasanı kenara bırakıp işlerine yoğunlaşmak insana yaşadığını hatırlatıyordu en azından. Tabii işinde mutluysan, bir takım egosantriklerin ardında durmuyorsan bunlar seni yenileyen şeyler.

Şu an hayatım bir hava boşluğu gibi sıkıntılı ve anlamsız geliyor. Bu bir iyileşme süreci de olabilir ama zorluyor beni. Bu gibi durumlarda omzuna dokunacak bir el olsun isterken bir yandan da bu eli seçmeye başlıyorsun geçmişten ders alarak. Her dostuna o sıkıntıyı anlatmıyorsun. Çünkü biliyorsun ki o anlamayacak ve senin kafanı da daha karmaşık bir hale getirecek. Bu defa ona kızmamayı da öğreniyorsun; artık biliyorsun ki onun elinde değil, onun elinden gelen bu. Anlatabileceğin kimsenin olmaması zorluyor bu noktada.
"Dostum yokmuş benim" dediğim günlere şöyle bir baktım da, abartmışım. Birçok arkadaşım varmış ama herkese de her görev yüklenmemeliymiş. Kimin neye el uzatması gerektiğini bildiğinde her şey daha kolay oluyor. Herkes aynı şeyi paylaşamaz.

Belirsizliğim ne zaman düzelecek bilmiyorum ama elimden geleni yapmaya çabalayacağım. İyi şeyler olsun istiyorum artık, şikayet etmek istemiyorum. Hem bazen güzel şeylere inanıyorum. Masum şeyleri de unutmamak gerekir. Ben hiç unutmuyorum da, siz de hatırlayın ve hep masum şeylere inanın. Bu çekilmez hayatı masumiyet güzel kılıyor.

18 Nisan 2015 Cumartesi

"Sen gerçek misin?"


Ne demiştim ona "sana gülmek yakışıyor". Benim yüzümden ciddileşiyordu. En doğrusu buydu belki de, gitmesi. Yanımda da hiç gülümsememişti zaten. Her hareketinin, cümlesinin altında yatan "git, git artık, bari şimdi git" feryadını da duymamıştım. Çünkü imalardan anlamazdım, gerçi o bunu biliyordu aslında.
Bana iyi geliyordu. İyi geldiği için kötü gitmek mi istedi acaba? Bilmem. Bilmek de istemem. Yanlış olur, eksik kalır diye korkarım. O yüzden ona bir iki cümle daha yazamayışlarım. Olması gereken olmuş olmalı herhalde. Yoksa bu acıyı boşuna mı çektik? Bari hakkını verelim.

"Kafanda kurma" deyip duruyordu. "Hayal gibisin" demiştim bir gün ben de ona. O gittikten sonra tavsiyesine uyayım dedim ve kurmayı bıraktım. Kurmayı bırakınca daha bir gitti.
Siz yine de hayal kurmayı bırakmayın, belki sizinkiler gerçek olur.


-----


5 Nisan 2015 Pazar

Aklıma geldi de 31

Dengesizim biliyorum.

Hala bir cevap beklemek

Yalan söyledim. Umursamam dedim, üzülmem, kırılmam, önemli değil, sorun değil, kızmadım dedim. Hayatım boyunca yalansızlık üzerine kurulmuş kişiliğim hislerime yenik düştü. Birden bire oldu bu. Birden bire gelen "kızgın mısın?" sorusuna verdiğim yalandan yapılma cevaplar.

Hâlâ beynimin içinde dönüp duran soru işaretleri kendilerini koyacak bir yer buldular ben yerimi hâlâ bulamazken. Niçin kızmıştım bu kadar? Bir soru işareti burayı buldu. Diğeri; neye kırıldım sorumun sonuna oturdu kaldı. Öbürü neden önemli değil dedin o zaman diye sormama yardım etti. Onları oturdukları bu yerlerden sadece ben kaldırabilir, ben gönderebilirdim. Yapamadım. Hâlâ bunu yapmaya çabalıyorum.

Benim kendime verecek bir cevabım yok. Peki beynimde yer kaplayan diğer soruların cevabını nasıl bulacağım daha bunları tam halledememişken.
Bazı şeylerin cevabınıysa kendimden değil, başka birinden almalıyım. Hâlâ bir cevap bekliyorum. Beklerken de kızıyorum kendime, sen daha "kızgın mısın, üzgün müsün, kırgın mısın?" sorularına dürüstçe cevap verememişken nasıl karşıdan dürüst cevapları bekliyorsun? Neden sana seni istemediğini dürüstçe söylesin ki? Hem, hâlâ neden bu onur kırıcı cevabı bekliyorsun ki? Mazoşist misin sen?

Bir cevabım var mı? "Hayır yok üstüme gelmeyin!"

Dünyanın en kötü şeyi unutulmak ve yok sayılmakmış gibi. Aslında öyle değil bilsen de, öyleymiş gibi.



28 Mart 2015 Cumartesi

Aklıma geldi de 30 ( 'ilk yardım')

Döndüm kendime ve dedim ki; "yahu çoğunluğun karşısında bir teksin, nasıl oluyor da o çoğunluğu suçlayabiliyorsun? Demek ki sorun sende."
Yaşadığım her kötü olay sayesinde bir adım daha aydınlanıyorum ve bu beni memnun ediyor. Başta çok üzülüp kırılıyorum ama üzülüp kırılmadan bir şeyleri deneyimleyemiyorsun. Son dönemde öğrendiğim bir şey oldu; yine dedim ki kendime "bir iğnen var bir de çuvaldızın, ne yapacağını biliyorsun."
Sürekli kendini eleştiren biri olmama rağmen bunun yetersiz olduğunu gördüm. Çünkü herkes her şeyi eleştirebilir ama doğru eleştiri yapmak ya da almaktır tek istediğimiz. Eleştiri de bir bilgi gerektirir. Sanırım artık bunu da öğrendim. Kimseye kızmıyorum kendimden başka, önce kendimi suçluyorum artık. Ama bunu yaparken kimseye belli etmemek gerek. Yoksa bunu kullanırlar. İnsan kendi içinde çözebilir.
Kızdım, geçti; yara aldım, kanamayı durdurdum; ayağa kalktım ve yoluma devam ediyorum.

27 Şubat 2015 Cuma

Aklıma Geldi De 29

"O beklediğin kişi ben değilim, safsın temizsin, ben seni üzerim"... bla bla bla...

İyi dediğiniz kadınları hiç sevemeyeceksiniz, değil mi?
Related Posts with Thumbnails

Share It