1 Ocak 2017 Pazar

Aklıma Geldi De 34

Sadece sevilmek istiyorum. Basit aslında. Biraz hatırlanmak, biraz sarmalanmak ve sevilmek.



Ben mi? Sevmediğimi kim söyledi?

27 Aralık 2016 Salı

Niye yazıyor bu?

Burayı seviyorum. Uzun süre yazmasam da, yazılan çok değerli yazıları okuma fırsatı bulamasam da seviyorum. Özellikle Sembolizasyonu seviyorum çünkü burası benim 'özel mülküm'. Yazdığım çeşitli postları okuma fırsatı bulmuş olanlar bilirler, çoğunlukla mutsuz şeyler yazdım. Bunun nedeni sanırım mutsuzken oluşan konuşma ihtiyacımız. Mutlu olduğumuzda da paylaşıyoruz zaman zaman, ancak o kadar sık değil. Hem mutluluğu herkesle paylaşmanın çok farklı anlaşılacak yanları olabiliyor. Genelde yapısal olarak mutluluklarımızı saklama eğilimindeyiz. Yine de yüzümüze, şeklimize, halimize, tavrımıza yansıyan yanlarını elbette ki saklayamıyoruz. Ama anlatarak paylaşma konusunda ister istemez paylaşamama kodumuz devreye giriyor.

Burayı sevmemin nedenlerinden bahsetmek için şu an burayı kullanma ihtiyacı hissettim ben de. Neden mi seviyorum? Sen bir okuyucu olarak benim için çok önemlisin, hatta yorumların çok değerli ve lütfen onları sakınma. İyi - kötü, aklından ne geçiyorsa paylaşabilirsin. Bu en azından senin varlığını hissetmem için çok önemli. Ama sen bir okuyucu olarak beğenmediğin yazıyı okumama hakkına da sahipsin. Sayfadan küçük bir tıkla kaçıp gidebilirsin. Sembolizasyon ise hep burada duruyor. Onunla vakit bulabildiğim her zaman bir şeyler paylaşıyorum ve beni öylece dinliyor. Aslında insan olarak en zayıf yönümüz de bu; dinlenme, anlatabilme isteği. Özel yaşantımızda ailemizle, arkadaşlarımızla, eşimizle - dostumuzla paylaşamadığımız, dinlenmediğimiz, kendimizi dinletemediğimiz anlarımız olduğunda içimizdeki paylaşma isteği hiç yok olmaz aslında. İşte burayı en çok bu yüzden seviyorum. Dertleşip rahatlayabiliyorum, konuşup anlatabiliyorum. Canım sıkkınsa ve karşımda bunu paylaşacak kimseyi bulamamışsam buraya yazıveriyorum. Okuyucu isterse okuyor, istemezse gidiyor ama ben yine de yazıyorum. Sanırım buna devam edeceğim. Çünkü bazen gerçekten çok yalnız hissedebiliyorum. Sanki blog bana "sen üzülme, ben varım" diyor, tıpkı şarkıdaki gibi. Keşke dili de olsa diyorum bazen, arasa konuşsak biraz. Bu kadar kişisel bir yer olmasını hiç istememiştim, hatta bazı zamanlar olmadı da. Ama bazen gerçekten buna ihtiyaç duyuyorum.

Umarım bu 2016'nın son postu olmaz da yine gelebilirim. Yıl sonu yazısı yazmadan geçirdiğim bir yıl olsun istemem. Bu güne kadar olmadı.

5 Temmuz 2016 Salı

Git-Geller

Git. Uzunca bir süre düşün, kararlar al, sonra yine gel.
Git. Yenil, yine gel.
Git. Yeneceğim de, yen gel.
Git. En güzel şehirleri gez, çık gel yine.
Ovaları geç, bayırları aş, hayvanları sev, gel.

Git. Terk edil, ağır aksak gel yine.
Anahtar paspasın altında.
Ben yokum.

14 Şubat 2016 Pazar

Arkana bak!



Hayat ellerimizde akıp giderken (ya da bizi oradan oraya savururken mi demeliyim) yanımızda götürmediklerimiz kurtulmaya çalıştıklarımızdır. Çünkü onlar ya bizi dibe çekendir ya canımızı acıtandır ya da umursamadıklarımızdır.
Evet, bazen vazgeçmeyi bilmek gerekir ama sevmeyi bırakmak kalbe zararlıdır. Güle oynaya sevmeyi bıraktığın işler gün gelir içinde bir iç sıkıntısına dönüşür. O yüzden bir şeylerden vazgeçerken, hayat yolculuğunda bir şeyleri bavuluna koymazken çok fazla düşünmen gerek.

Düşün; en son hangi şeyden vazgeçtin? Neyi yanında götürmeyip arkanda bıraktın zaman geçerken? Bunu yaptığın için pişman oldun mu? Yoksa "iyi ki yapmışım" mı dedin? Bunları güzelce düşün. İleride benzer şeyleri yaşarken bu tecrübelerinden mutlaka yararlan. Çünkü hayat, bir şeyleri unutup tekrar aynı hataları yapmak ya da aldığın dersleri unutup yanlış yollara sapmak için çok kısa. Vakti verimli kullanmalıyız, kendimizi yıpratmadan veya onararak.


1 Kasım 2015 Pazar

Seni Rüyamda Gördüm

(Uzun zamandır yoktum. Yoğunluğum vardı. "Dönüşüm muhteşem olamadı" demiştim en son, ama galiba yavaş yavaş dönüşüyorum. O yazıyı yazıp başarısızlığımı kabullenene kadar hiçbir şey değişmemişti hayatımda. Oysa şimdi hayatımı kendime göre şekillendirmeye başladım diyebilirim. Sabırsızlığım ve uzun süren işsizlik dönemim yüzünden az kalsın doktorluk oluyordum ama neyse ki her şey rayına oturmaya başladı.)

Birçok insan o kadar sahte ki, "kimin nasıl dikkatini çekerim" diye düşünüp düşünüp "seni rüyamda gördüm" yalanını bulmuşlar. Hayır mesele sadece dikkat çekmek olsa bi derece, bazıları da karşısındakini denemek için "seni rüyamda gördüm .... yapıyordun / yapıyorduk" olayına el atmış. Neden sahici olamıyoruz? Neden yalan? Herkes hissettiğini yaşasa, duygularını paylaşsa, gördüğünü anlatsa daha çekilir bir yer olmaz mıydı dünya dediğimiz yer? Olurdu. Bu yalan söyleyen arkadaşlara da buna benzer yalanlar söylense bu kadar eğlenebilecekler mi acaba çok merak ediyorum. Hayatta nefret ettiğim şeylerin başındadır aldatılmak.
Sırf bu iğrenç yalanlar yüzünden kimseye "seni rüyamda gördüm" diyemeyeceğim. Oysa o kadar güzel bir şey ki birini rüyanda görmek. Ve özel birini rüyanda görmek. Ve özel birini çok güzel bir şekilde, gülücükler saçarken ve saçarak rüyada görmek.  Böyle bir yalan furyası olmasaydı ve karşı tarafa bunu söyleyebilseydik belki ne kadar sevinirdi karşı taraf. Belki güzel şeylere vesile olurdu. Hiç beklemediği bir anda duyduğu bu güzellik karşısında mutlu olurdu. Küçük bir şey, basit bir şey ama güzel bir şey. Bilmiyorum, bana anlamlı geliyor.
İşte o yüzden, yapmayın gençler! Bu yalanı artık söylemeyin gençler. Hoş söylenmese bile artık çok geç.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

'Dönüşüm' ...muhteşem olacaktı oysa

"Güzel şeyler yapacağım, beni üzen şeylerden uzaklaşacağım, hayallerimi tamamen ya da kısmen gerçekleştireceğim zaten ne istiyorum ki hepsi basit ama beni mutlu edecek şeyler" dedim durdum. Önce elimdekileri yitirmem gerekiyordu yeni yollar için, ben de öyle yaptım. Sonra yeni hayaller kurdum, onları gerçekleştirmek için bir takım şeylerle uğraştım, başaracağımı sandım. Buraya geldim ve sık sık yazılarımda "güzel şeyler olacak, ben de burada anlatacağım", "başaracağım çok hoş şeyler olacak benim açımdan, hallettiğimde bahsedeceğim" dedim. Hiç de öyle imkansız, abuk sabuk gerçekleşmeyecek şeyler de değillerdi. Birkaç fedakarlık ve bolca istekle olacak gibi görünen şeylerdi.
Olmadı.
Yapamadım. Bu gece buraya bunu söylemek için geldim. Güzel şeyler olunca yazacaktım ama olmadığını da yazmalıyım diye düşündüm. Olmadı işte. Hatta benden hiçbir şey olmadı. Hiçbir şeyden mutlu da olmadım. Daha fazla beklemenin alemi yok. Söylüyorum işte artık; olmadı. El-alem erişilemez hayaller kurup şans eseri sahip olurken, dışarıdan bakıldığında gayet basit olan birçok insanın burun kıvıracağı nitelikte hayallerim çabalarımı sonuçsuz bırakarak olmadı. Üstelik bu olmamak da şans eseri. Çünkü bir şeye emek verdiğinizde, uğraştığınızda, fedakarlıklar yaptığınızda, inandığınızda, yürekten istediğinizde olmaması için başka hiçbir sebep yoktur normalde. Hem de kademe kademe hayallerim vardı ki ben daha birinci kademeye erişemeden bu hayallerimi noktalamak zorundayım.
Gregor Samsa oldum; kabuğumun üzerinde ters döndüğümü fark edip debelendim durdum. Sonunda ayaklarımın üzerine dönebildim ama şimdi de tekrar insan olamıyorum. Odada öylece sıkışıp kaldım. Hayatımda güzel hiçbir şey yok. Geleceğim yok. En son yemek yemeyi keseceğim galiba.
Related Posts with Thumbnails
Bu gadget'ta bir hata oluştu